Kuruluşları Bakımından Vadi ve Drenaj Tipleri (Ders Notu)

 

Vadiler enine profillerinin yanı sıra daha başka açılardan da sınıflandırılmaya tabi tutulur ve tiplerine ayrılırlar. Böyle bir ayırımda göz önüne bulundurulan noktalardan bir diğeri kökenleri veya kuruluş özellikleridir. Vadiler bu bakımından iki gruba ayrılırlar:

Arazinin Eğimine Uygun Vadiler (Konsekant Vadiler)

Kollar: İnsekant vadiler

Arazinin Eğimine Uygun Olmayan Vadiler (İnkonsekant Vadiler)

A. Epijenik (=Sürempoze) vadiler A. Antesedant vadiler

Kollar: Sübsekant vadiler, Resekant Vadiler, Obsekant vadiler

1. Arazinin Eğimine Uygun Vadiler (Konsekant Vadiler)

Genellikle gençlik dönemindeki alanlarda görülür. Gençlik veya başlangıç dönemlerinde kurulan akarsu vadileri konsekant vadi özelliği taşırlar. Bu vadiler genellikle tabakaların eğimine uygun olarak yüksek kesimden alçak yerlere doğru akan akarsuların açtığı vadilerdir. Bu tip vadiler henüz kara haline geçmiş eski deniz tabanlarında, kıyı bölgelerinde, yükselmiş kıyı ovalarında, Epirojenik hareketlerde yükselmiş eski kütleler üzerinde, faydalanmaya bağlı olarak parçalanmış alanlarda (fayın yamaçları) yeni oluşmuş volkan konileri ve lav platoları üzerinde görülür.

Bu sahalarda başlangıçta kurulan akarsular birer konsekant vadilerdir. Bu vadiler gençlik dönemi vadilerdir. Bu vadilerin kolları ise insekant olarak gelişirler. Aşınım ilerledikçe özellikle konsekant akarsuların yan kolları belirmeye başlar ve artık arazinin asıl eğimine uygun değil de bir kısmı yumuşak litolojileri izleyerek, bir kısmı ise zayıf direnç hatlarına (fay, diaklaz, kontakt sahalar) kolayca yerleşerek gelişirler. Yumuşak bir yapı ya da zayıf direnç hatlarına bağlı olarak gelişen bu vadilere subsekant vadiler adı verilir. Ancak subsekant vadiler aşınımın ileri ki bir safhasında ortaya çıkan bir özelliktir.

Subsekant vadi denilince akarsuyun eğim şartlarına değil de akarsuyun yapıya uyması anlaşılır ve genellikle konsekant vadilerin kolları olarak gelişirler.

Monoklinal yapılar üzerinde akarsu ağının kuruluş ve gelişmesi. Kısaltmalar : K; konsekant akarsu, d: Dirençli formasyonlar, y: Dirençsiz formasyonlar, S: Sübse-
kantlar, R: Resekantlar, O:Obsekantlar.

Konsekant ana akarsuların sübsekant özelliği taşımayan kolları ise arazinin genel eğim şartları ile vadi yamaçlarının eğimleri arasında adeta bir bileşke halinde gelişirler. Bu özelliği gösteren yan kollara insekant vadiler denir. İnsekant kollar ana akarsuya dar açılarla kavuşur.

İnsekant kolların meydana gelişi. A-b: Arazinin eğimi, A-c: Yamaç eğimi, A-d: Arazi ve yamaç eğimlerinin bileşkesi. Buna göre A noktasına düşen sular d bileşkesi yönünde uzanan bir insekant kolun oluşmasına neden olurlar.

İnsekant kollar genellikle dar açılıdır ve dandritik drenaj tipinin ortaya çıkmasını sağlarlar.

Karadeniz ve Toros dağlarının güney ve kuzey yamaçlarında oluşan akarsu vadileri konsekant vadileridir. Fırat, Dicle, Kızılırmak, Yeşilırmak gibi akarsuların başlangıçta kuruluşları konsekanttır.

2. Arazinin Eğimine Uygun Olmayan Vadiler ve Kolları (İnkonsekant Vadiler)

Akarsular başlangıçta arazinin eğim şartlarına konform (uygun ) olarak kurulur. Fakat zamanla kuruluş dönemindeki şartlar geniş ölçüde değişir arazinin eğim ve yapı şartları ile akarsular veya vadiler arasında zıtlıklar ortaya çıkar. Bu tip vadilere İnkonsekant Vadiler adı verilir

Bir akarsuyun normal de bir dağlık kütleyi aşıp geçmesi mümkün değildir. Fırat nehrinin Toroslar’ı, Kızılırmağ’ın Kuzey Anadolu dağlarını aşması ile arazi eğimi arasında hiç bir ilişki yoktur. Başka bir deyişle bu akarsuların bugünkü görünümleri konsekant özellik göstermemektedir.

Bu akarsular başlangıçta arazinin eğim şartlarına konform (uygun) olarak kurulduklarına şüphe yoktur. Fakat zamanla kuruluş alandaki şartlar geniş ölçüde değişmiş, arazinin eğim ve yapı şartı ile akarsular veya vadiler arasındaki zıtlık veya benzerlikler ortaya çıkmıştır. Genellikle kuruluş ve yönleri itibari ile arazinin eğim ve yapı özelikleri arasında ki ilk bakışta açıklanması oldukça güç vadi tiplerini ifade edmek için İnkonsekant olarak vadiler adını kullanılır.

Genellikle konsekantlık akarsuların ilksel durumunu, inkonsekantlık ise sonraki durumlarını ifade eder.

İnkonsekant vadilerin oluşumu iki şekilde açıklanır: Sürempozisyon (Epijeni) ve Antesedans Olayı

Sürempozisyon Olayı:

Türkiye’de birçok vadi ve boğaz inkonsekant sürempozisyon olayına bağlı olarak oluşmuştur.

Sürempozisyon veya epijeni bir örtü tabakası üzerine kurulmuş olan akarsu şebekesinin temele saplanması veya gömülmesi olayına denir. Bu olay sonucunda meydana gelen boğazlara ise epijenik veya sürempoze boğaz denir.

Herhangi bir yapıda olabilen Sürempozisyon olayı. 1: Herhangi bir yapıda olabilen temeli diskordant olarak örten örtü tabakaları üzerinde konsekant akarsu ağının gelişmesi. 2: Örtü tabakaları üzerinde gelişen akarsu ağının zamanla alttaki temele intikal etmesi.

Antesedans Olayı:

Türkiye’de Sürempozisyon olayına göre daha yaygındır. Antesedans olayının gelişimi tektonizma ve yapıyla ilgilidir. Antesedans sonucu oluşan vadilere antesedant vadiler denir. Bu olay akarsuyun herhangi bir yerinde epirojenik yükselme, kubbeleşme veya faylanmaya bağlı olarak meydana gelen yer kabuğu hareketleri ile ilgilidir.

Akarsuyun herhangi bir bölümünde sözü edilen bir yerkabuğu hareketi olduğunda yerkabuğu hareketinin hızı aşındırmadan fazla ise yükselen alanın gerisinde bir göl olur. Buna akarsuyun göllenmesi adı verilir. Zamanla bu göl dolar ve bir taraftan sızarak akar ve taşar. Böylece gölün ayağı zamanla yatağını kazıyarak gölü boşaltır ve bu kesimde bir vadi oluşur. Bu vadi bir konsekant vadidir, çünkü eğim yönündedir. Ancak yer kabuğu hareketleri çok yavaş buna karşılık akarsuyun aşındırma gücü fazla olduğu takdirde göllenme olamaz ve yükselen kısım üzerinde akarsu gittikçe yatağını yarar ve bir boğaz meydana getirir. Bu durumda akarsuyun yükselen kısımdaki vadisi yükselmeye göre daha eski, yani antesedans olup bu şekilde oluşan vadilere antesedant vadiler denir. Bu şekilde oluşuma sahip boğazlar ise antesedant boğazlardır.

Buna karşılık akarsuyun böyle bir bölümünde meydana gelen yer kabuğu hareketleri çok yavaş buna karşılık akarsuyun aşındırma gücü fazla olduğu takdirde göllenme olamaz ve yükselen kısım üzerinde akarsu gittikçe akarsu yönünü değiştirerek o kesim de bir boğaz meydana giderir.

İnkonsekant vadi oluşumu hiçbir zaman başlangıç döneminde gerçekleşmez. Bu durum sonraki dönemlerde kazanılmaktadır.

Anadolu karası Oligosen sonlarında bir peneplen halindedir. Bu peneplenlerde kurulu akarsular, faylanmaya ve yükselmeye uğrayan Toroslar ve Kuzey Anadolu dağlarını yararak antesedant boğazlarını ve vadilerini açmışlardır. Fırat, Seyhan, Ceyhan’ın Toroslarda açtığı vadiler, Çoruh Nehri’nin Kuzey Anadolu Dağları içinde açtığı bu şekilde oluşmuştur.

Antesedant boğaz ve vadilerin orojeneze bağlı oluşumu (Fırat Nehri boğazları)

Antesedant boğaz ve vadilerin tektoniğe veya epirojeneze bağlı oluşumu (Diyarbakır Eğil çevresindeki Dicle Nehri boğazları böyle oluşmuştur).

Bu blogdaki popüler yayınlar

Jeomorfoloji 2- Birinci Ders: Mineraller (Ders Notu)